EN
KUŞADASI
BELEDİYESİ
GİT
TR EN
Kuşadası ve Çevresi - Kuşadası Körfezindeki Antik Yerleşim Yerleri

PYGELA
Bugünkü Clup Pigale ve Kuştur Tatil Köyü'nün Disko'su ve A'la Carte Restoranı'nın bulunduğu tepede kurulmuş antik bir yerleşim yeri idi. Dünya, sağlık şehri olarak kurulan ilk kent Pygela'dır. Argos Kralı Agamemnon, 10 yıl süren Truva savaşları sırasında, "yorgun düşen askerlerini dinlendirmek, hem de savaş gemilerini onarmak için Kuşadası'ndaki Pygela, İzmir'deki Pygela ve İzrnir'deki Agamemnon şehirlerini kurdu.

Her iki şehir, yakınında bulunan şifalı sularla askerlerinin bozulan sağlıklarını ve yıpranan morallerini geri getirmeyi başardı. Şimdiki Pine Bay Tatil Köyü'nün bulunduğu Çam Limanı ve Tusan Oteli'nin arkasındaki gölet - bataklık, Pigale şehrinin Limanı ve gemi bakım yerleriydi. Pigale Sağlık Kenti ve Limanı, daha sonra Efes'e gelen Büyük İskender'in askerlerine de dinlence ve eğlence yeri oldu.

ANAİA - ANEA (SOĞUCAK) - KADIKALESİ
Sisam Adası'nın karşısına düşen Carta bölgesindeki bu sahil kasabası bir ticaret merkezi olduğu kadar sığınmaya elverişli limanı nedeniyle korsan gemileri için bir barınak görevi de görüyordu. Anaia Atina-Sparta savaşları sırasında Atina'nın yandaşı olan Samos'tan sürgün edilenlerin, kaçanların, oradaki yönetime düşman olanların elinde bulunuyordu. Buradakiler, gerek Samos yöneticilerine gerek Atinalılara karşı, Spartalılara hizmet ediyordu. Kentin adı, Thukydides'de bu dönemin olayları nedeniyle anılıyor. 1304'de, Anea, bugünkü adıyla Kadıkalesi yakınlarındaki Nekropolis'i o tarihte bir Ceneviz kolonisini barındırmakla beraber, Bizanslıların yönetiminde idi. Anea şehrinde yaşayan Cenevizliler, Kemalpaşa (Nif) anlaşmasından sonra yerli Rumlarla birlikte, Venedik tüccar gemilerine karşı korsanca saldırılar düzenliyorlardı. Ania, Efes ve İzmir'den sonra 1317'de Türk egemenliğine geçmiştir.

PANIONİON 
12 Ion şehrinin oluşturduğu yarı dini, yarı siyasi Paionion Birliği'nin merkezi, Güzelçamlı beldesi içinde bulunan, Dilek Yarımadası'ndaki Milli Park sınırları içinde kalan, Kaletepe'de "Karyon - Otomatik Tepe" idi. Otomatik Tepe, 1 sitenin meydana getirdiği mukaddes bir yerdir. M.Ö. 700 yıllarında 12 şehir devletinin delegeleri, yılın belirli günlerinde Panionion'da toplanıp, önemli politik kararlar alıyordu. Helikonios, yan adı ile anılan deniz tanrısı Poseidon'un adına, lonia birlikleri tarafından oluşturulan bu kutsal alanda yapılan ünlü kurban törenlerinin amacı kentlerin sorunlarını tartışıp şehir devletlerinin birbirine önerilerde bulunmalarını sağlamak, ayrıca önemli konularda ortak kararlar almaktı. Panionion, aynı zamanda iyi bir kehanet merkezi olarak da tanınıyordu. Kehannette bulunmak için kurban edinen hayvanların akciğerlerinin, tanrıya bütün olarak sunulması gerekiyordu.

NEAPOLİS 
Güvercinada'nın güneyinde, denize uzanan ikinci bir yarımadadır, Antik çağlarda Ionlar tarafından kurulan Kuşadası'nın ilk yerleşim yerlerinden biridir. Halen deniz altında antik kent kalıntıları mevcuttur.

ILICA TEPE
Akaların, Batı Anadolu'ya ilk göç ettikleri yıllarda yerleştikleri yer olan Ilıca, 11 Tepe'deki kalıntılar, Kuşadası'nın bundan 3000 yıl öncesinde bile yaşanılan bir kent olduğunun kanıtıdır. Büyük taştan yapılmış olan duvarlar bugüne kadar ayakta kalmıştır.

TARİHİ ESERLER VE CAMİLER

GÜVERCİNADA
Kuşadası kıyısında yer alan küçük bir adadır. Bir mendirek ile karaya bağlanmıştır. Üzerinde Bizans döneminde inşa edilen bir kale bulunmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu zamanında ve özellikle Mora İsyanı sırasında diğer adalardan gelecek saldırılara karşı bir ileri karakol görevi görmüştür. Ayrıca, korsanlara karşı kullanıldığı için halk arasında "Korsan Kalesi" adı ile anılmaktadır. Kale restore edilerek, aydınlatması yapılmış ve turizmin hizmetine sunulmuştur.

ÖKÜZ MEHMED PAŞA KERVANSARAYI (KURŞUNLU HANI)
Kervansaray, Öküz Mehmed Paşa tarafından 1618 yılında, deniz ticareti için yaptırılmış, iki katlı, avlulu bir yapıdır. (Bazı rivayetlere göre Aydın Valisi Öküz Mehmed Paşa'nın kaleyi yaptırmadığı, 1607 yılında Suriye fethinden dönüşünde tamir ettirdiği söylenmektedir. Kurşunlu Han'daki burç ve mazgal delikleri, Kale'nin şiddetli muharebelere maruz kaldığını göstermektedir. Ortalama 28.50 metre x 21.60 metre ölçüsündeki avlunun çevresini her iki katta da revak ve odalar sarar. Bu Kervansaray'ın varlığı, Osmanlılar zamanında Kuşadası'nın kervan yollarından birinin sonunda ülkenin iç bölümlerinden gönderilen ticari malların ihraç limanı olduğunu gösterir. Yapı, Evliya Çelebi'nin "Seyahatname"sinde ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Yapı, 1966 yılında "Clup Mediterranee" tarafından kiralanıp restore edilerek "Turistik Konaklama İşletmesi" olarak hizmete açılmıştır. Bugün, bu işlevini sürdürmektedir.

KALE KAPISI 
Kuşadası'nda Hıristiyanlar döneminde, kare formunda yapılan surların üç ana giriş kapışı vardı. Bu kale kapıları, çok kalın kalaslar üzerine geçirilerek perçinlenmiş, 5 milimetre kalınlığındaki saçlarla kaplı idi. Şu anda mevcut olan kale kapısı, üç kale kapısından ayakta kalan sonuncusudur. İnanışa göre bu kapının altından geçenler bir daha Kuşadası'nı terk edemez ve Kuşadalı olurlar. Nüfusun son yıllardaki aşırı artışı bu inanışı kuvvetlendirmektedir.

ROMA HAMAMI 
İlk çağlardan beri insanlar, doğa ile içice yaşamayı ilke edinmiş ve pek çok hastalığın çaresini büyük bir gözlemle araştırarak doğada bulmayı başarmışlardır. İşte lon ve Roma dönemlerinde, Kuşadası ve çevresi, insanlara Pygela ve Roma hamamları ile şifa dağıtmıştır. Efes'in parlak döneminde, cilt hastalıklarının her çeşidine iyi gelen şifalı su kaynağının üzerine inşaa edilen Roma Hamamı, Ilıca Tepe'nin eteklerinde harap vaziyettedir.

KURŞUNLU MANASTIRI
Kurşunlu Manastırı, Davutlar'ın arkasındaki tepede denizden yaklaşık 600 m yüksekte, Körfezi kuşbakışı gören bir konumdadır. 8.yy da yoğun Hıristiyan göçüne maruz kalan bölgede, Efes'e yakın olan manastır, Bizans mimarisinin güzel bir örneğidir. Manastırın bu kadar uzak olmasına sebep, hem putperestlerin saldırılarından kurtulmak, hem de eğitim amaçlı kullanılmış olmasındandır.

SU KEMERLERİ (AOUADUCE)
Çok eski çağlarda Efes'e içme suyu Kuşadası'ndan su kemerleriyle taşınıyordu. Değirmendere'den çıkan Kinkirdos suyu boğazlar ve yamaçlar boyunca tam 45 km'lik yolu aşarak Efes'e ulaşıyordu. Osmanlılar döneminde Öküz Mehmed Paşa tarafından Burgaz'dan Kuşadası'na su getirmek için su kemerleri yapılmıştır. Bu kemerlerin büyük kısmı halen ayakta durmaktadır.

ANDIZ KULESİ
Andız Kulesi Mevkii, Kuşadası'nda Aydın'a giden Atatürk yolu üzerinde Pilav dağı eteklerindedir. M.Ö. 2000 yıllarında, İç Anadolu'dan göç eden Karyalı Legel ve Lidyalılar'dan oluşan küçük bir grup bu bölgeye yerleşmişti. Uzun yıllar tarımla uğraşarak yaşamlarını sürdüren bu topluluktan günümüze ulaşmış bir buluntu yoktur. Andız Kulesi'nin, Helenistik devirden kalma bir gözetleme kulesi olduğu sanılmaktadır. Yöreye gelen ilk Türkler de önceleri güvenlik nedeni ile bu bölgede yaşamışlar ,daha sonra 1423 yılında Osmanlılar'ın Kuşadası'nı ele geçirmelerinden sonra sahile inmişlerdir. Bu bölgenin yakınlarında bulunan Ece Köy'de Kuşadası'ndaki yine ilk Türkmen yerleşimlerinden biridir.

KALE İÇİ CAMİİ
Öküz Mehmed Paşa tarafından 17.yy da Kervansaray ile birlikte yaptırılmıştır. Kuşadası'nın görkemli tek camisidir. Kare planlı esas ibadet mekanını büyük bir kubbe örter. İki kademe halinde yükselen beden duvarları, düz silmelerle son bulur. Cami'nin kuzey cephesindeki Bağdadi stildeki son cemaat yeri 1830 yılında yapılan onarımdan sonra eklenmiştir. Kre mekan üzerinde 12 kemerli kubbe kasnağı, dört köşede, kenarlı payandalarla desteklenmiştir. Cami'nin ana giriş kapısının kanatları geometrik geçmeler ve sedef kakmalarla süslenmiştir. 
Öküz Mehmet Paşa, Kurşunlu Han (Kervansaray) inşaası ile beraber Kaleiçi Hamamı ve Camii'nin de inşaasını başlatmıştı. Muğla Sancak Beyi Ilyas Ağa da, bu camiye ilave olarak, bir kitaplık inşaası için gereken yardımı yaptığı gibi, burayı o zamana kadar çıkan hem ilmi, hemde İslami eserlerle donatarak halkın hizmetine açmıştır.

HANIM CAMİİ
1658 yılında yapılmıştır. Yaptıran Hacı Hatice Hatun'dur. (Söke hamisi İlyas Ağa'nın hanımıdır.)

HACI İBRAHİM CAMİİ
Kuşadası eşrafından yerel dilde İbramaki adıyla tanınan kişi tarafından yaptırılan caminin inşaa yılı bilinmemekle beraber 1952 yılında tamir ettirilmiştir.

TÜRKMEN CAMİİ
1650 yılında Türkmen aşiret beyleri tarafından yaptırılmıştır. 1952 yılında onarılmıştır.

CAMİATİK CAMİİ
Kim tarafından yaptırıldığı belli değildir. 1952 yılında tamir edilmiştir .

ÖZER KAYALI
KUŞADASI BELEDİYE BAŞKANI
ÖZGEÇMİŞİ
BAŞKANA MESAJ